Uğur Dündar Kişisel Web Sitesi

Kısa sürede kazanan tek kişinin kumarhane patronları olduğunu belgelemiştik. Tek kollu canavarlara ve rulet masalarına servetlerinden sonra hayatlarını da bırakacak olan bağımlılara da, kumarda tek kazananın kumarhane sahipleri olduğunu bir kez daha hatırlatıyorum! Saşkınlıktan ceketini ters giyen, tek ayakkabısını orada unuttuğunun bile farkında olmadan sokağa çıkanlarla karşılaşıyorduk! Aralarından Ömer Lütfü Topal adında bir “Kumarhaneler Kralı” bile çıkardılar. Ömer Lütfü Topal, Ankara'daki kimi etkin çevrelere milyonlarca dolar dağıtmasına karşın adını ölüm listesinden çıkartamadı ve bir gece evinin önünde gerçekleşen infazdan kurtulamadı. Ömer Lütfü Topal'ın infazından sonra diğer büyük “Casino”cu Sudi Özkan, çareyi yurt dışına, ta Karayip Adaları'na kadar gitmekte buldu. Yaklaşık bir yıl önceki haberde Serdar Ortaç'ın aynı kumarhanede Mehmet Ali Erbil kadar para kazandığı duyurulmuş, böylece kumar ve kumarhane reklamı yapılmıştı! Geçenlerde yılların başarılı şovmeni Mehmet Ali Erbil'in, Kıbrıs'taki bir kumarhanede, (Casino) 500 bin lira civarında para kazandığı haberini okurken, aklıma sevilen şarkıcı Serdar Ortaç'la ilgili benzer haber geldi. Hatta günümüzde pek çok farklı casino oyun türünün de atası olarak kabul edilmekte, aynı faturada yer alan birden fazla mal çeşidi dahildir.

en iyi kumarhane filmi Kültür ve Turizm Bakanı Bahattin Yücel, kumarhane lobisinin “Buralar kapatılırsa yer altı kumarhaneleri hortlar” şeklindeki gerçekle hiçbir ilgisi olmayan yönlendirme çabalarına aldırmadan “Casino”ların kapısına kilit vurulması kararını aldı. Geceleri kumarhaneleri dolaşıyor, sabaha doğru da Topkapı'daki otelin önüne giderek, cebindeki tüm parasını kaptırdığı gibi, üstüne bir de senet imzalamak zorunda bırakılan kumar tutkunlarıyla konuşuyorduk. Böylece bu turizm cenneti kısa sürede bir kumar cennetine dönüştü! Nitekim, Tınaz Titiz'in bakanlıktan ayrılmasından sonra “Casino”ları, kısa sürede tekrar “eski hamam, eski tas” haline getirdiler. Antalya Lara'daki bir otelin kumarhanesi önünde saatler boyu şakağına dayadığı silahla bir Allah'ın kulunun gelip kendisini intihardan vazgeçirmesini bekledikten sonra kafasına kurşunu sıkan kumar kurbanının yürek yakan görüntüleri ise, yıllar boyu rüyalarımı bölen kâbusum oldu. Hem de kameralar önünde ve uygulamalı olarak! Görüşmemizde lüks otellerde “Casino” adı altında faaliyet gösteren kumarhanelerde dönen dolapları, yapılan hileleri ve halkın nasıl soyulduğunu anlattı. Böylece tarihe, halkın kumarhaneciler eliyle soyulmasını engellemeye çalışan ilk bakan olarak geçti.

Dürüst bakan Titiz, ilk iş olarak Türk vatandaşlarının kumarhanelere girmelerini yasakladı. Türkiye'dekiler kapandığı için, kumarhaneler, yıllar önce yakın ülkelere, özellikle de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne taşındılar. Yaşanmış bunca acıya ve toplumsal felaket boyutuna varan soyguna rağmen Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç'ın suç teşkil eden kumarhane reklamına alet olmalarını üzüntüyle izliyor, onların da bu illetten bir an önce kurtulmalarını diliyorum. Sami Hoştan ve Ali Fevzi Bir ise “Susurluk Çetesi”nden yargılanıp hüküm giydiler ve cezaevine girdiler. Nitekim anlattıklarını doğrulayan bir gelişme İstanbul'un Topkapı semtinde yaşanmış, üç yıldızlı bir otele, “Casino” açma izni verilmişti. Örneğin bir kumarhanede elektronik kumar makinelerinin bakımını üstlenen bir teknik görevli “tek kollu canavar” olarak bilinen makinelerin elektronik beyinleriyle oynayarak orijinal kazanma oranlarını değiştirdiğini ve sürekli “Casino” sahibine kazandıracak hale getirdiğini itiraf ediyordu. Kayıt olmak isteyenlere dört farklı seçenek sunulmakta, ülkenin madenlerini sömürmekten başka halka faydalı hiçbir şey yapmayınca 1966 yılında alınan 2145 sayılı karar doğrultusunda Birleşmiş Milletler,1968 yılında ülkenin idaresini 11 farklı milletten oluşan bir konseye verdi.Bu karara rağmen Güney Afrika.

Sonuçta dürüst ve cesur bir siyasetçi daha çıktı. O tarihte, erdemli bir siyasetçi olduğundan asla kuşku duymadığımız, Vefa Lisesi'nden okul arkadaşımız Mustafa Tınaz Titiz, Kültür ve Turizm Bakanı idi. Ancak “Horhor Çeşmesi” gibi akan ve vergilendirilmeyen kara paraları gayrimenkuller ve çok değerli ressamların tablolarına yatırarak aklamaya alışmış olan kumarhaneciler, bu ballı kazançtan vazgeçmeye asla niyetli değildiler. Genel Yayın Yönetmenimiz (basın şehidi) Çetin Emeç'in hep manşetlere taşıdığı haberlerime asla müdahale etmezdi. Belgelediğimiz bu gerçekleri Hürriyet'te manşetten yayımlamaya başladık. Hemen kolları sıvayıp çalışmaya başladık. Bu konuda öylesine dolu ve öylesine bilgiliyim ki, kitap değil, kitaplar yazabilirim. Görüntüler öylesine acıydı ki, anlatamam. Aklınıza “Peki Türkiye'dekiler niçin kapanmıştı” sorusunun geleceğini bildiğim için hemen anlatayım. “Su testisi su yolunda kırıldı” demedik ve devletin bu cinayeti de aydınlatması için çok uğraştık. Araştırmayı derinleştirdikçe, kumarhanelerde tezgahlanan oyunları ve hileleri de ortaya çıkarıyorduk. İşte ne olduysa bu aşamada oldu. Hürriyet'te çalışırken, gazetenin o dönemdeki sahibi merhum Erol Simavi, çok önemli bir konuyu paylaşacağını söyleyerek yanına çağırdı.

Diğer Yazılar